Loading...

Şef Seattle'in Buyuk Baskana Yazdigi Mektup (1854)

Şef Seattle'ın Mektubu

Şef Seattle'in Buyuk Baskana Yazdigi Mektup (1854)


Suquamish Kabilesinin lideri olan Sef Seattle 1786'da doğmuş, 7 Haziran 1866'da ölmuş ve Suquamish (WA)da bulunan kabile mezarlığına gömülmüştür. Şef Seattle'nin bahsedilen mektubu 1854 yilinda anlasma muzakereleri sirasinda ezbere soylenmiş olup, insan ve dunya arasindaki iliskiyi anlatan en buyuk fikir yazilarindan bir olarak kabul edilmistir.

Dr. Maynard, Kizilderili bir arastirmaci, Sef Seattle ile uzun yillar çok iyi arkadas olur ve yeni kurulan kasabaya onun adinin verilmesini onerir ve oneri kabul edilir. Ancak Sef Seattle'nin gercek isminde bulunan hafif girtlaktan soylenmesi gereken sesler, Ingilizce'ye uygun olmadigindan kasabaya kisaca "Seattle" adi verilir.

Yüzyillardir halkimin uzerine merhamet gozyaslarini doken su sonsuz gokyuzu bir gun degisebilir. Bugun acik gozukuyor ancak yarin bulutlarla kaplanabilir. sozlerim, asla yer degistirmeyen yizdizlar gibidir. Sef seattle her ne soylerse, Washington'daki buyuk Sef ona, gunesin yada mevsimlerin donusune inandigi olcude inanabilir. Washington'daki buyuk Sef bize dostluk ve iyilik dileklerini gondermis. Onun, bizim arkadasligimiza cok fazla ihtiyaci olmadigini biliyoruz. cunku onun halki, engin ovalari kaplayan cimenler kadar cok. Benim insanlarim ise firtina sonrasi dagilmis agaclar gibi az. Beyaz Sef, bizden toprak almak istedigini; bu arada bize rahat yasayabilecegimiz bir yerin ayrilacagini bildirmis. Bundan sonra daha genis bir ulke ihtiyacimiz olmadigi icin teklif dusunulebilir.

Bir zamanlar insanlarimiz bu topraklara tipki ruzgarda kivrimlanan deniz dalgalarinin kabuklu kuru yuzeyleri kapladigi gibi yayilmislardi. cok uzun zaman gecti ve o buyuk kabileler artik huzunlu bir ani oldu. Bu zamansiz guc kaybedisimiz icin ne cok fazla yas tutacagim, ne de bu isi cabuklastirdigi icin bazi kardeslerimizi suclayacagim.

Genclerimiz oldukca heyecanli ve atilgan. Genc insanlarimiz herhangi gercek veya hayali bir seye kizdiklarinda yuzlerini siyah boya ile boyarlar. Bu durum onlarin kaplerinin de kara oldugunu temsil eder ve yasli insanlarimiz onlari hicbir sekilde yatistiramaz. Ayni sey, beyaz adamlar atalarimizi batiya dogru suruklemeye basladiklarinda da olmustu. umariz ki, aramizda bir daha boyle bir dusmanlik olmaz. Herseyimizi kaybeder hicbir sey kazanamayiz. Intikam almak, genc insanlarimiz tarafindan, hayatlari pahasina da olsa bir kazanc gibi goruluyor ancak, savas zamani evde kalan yasli erkekler ve erkek evladi olan yasli kadinlar bunun kazanc olmadigini daha iyi belirler.

Washington'daki buyuk babamiz, onun isteklerini gerceklestirirsek bizi koruyacagini soyluyor. Cesur savascilari bizim icin birer kuvvet duvari olup, sahip olduklari mukemmel savas gemileri limanlarimizi doldurunca tarihi dusmanlarimiz -Haidas & Tsimshrans- artik daha fazla kadinlarimizi, cocuklarimizi ve yaslilarimizi korkutamayacaklar, o bizim babamiz, biz de onun cocuklari olacakmisiz. Boyle birsey olabilir m? "sizin tanriniz bizim tanrimiz degildir. sizin tanriniz sizin insanlarinizi sever ancak, benimkilerden nefret eder. O, guclu, koruyucu kollarini beyazlarin uzerine sevgiyle gerip onlara bir babanin ogluna yaptigi gibi yol gosterir. O, kizilderili cocuklarini da korur ancak, gercekten onun cocuklariysa. Bizim tanrimiz bizi korur. sizin tanriniz sizin insanlarinizi hergun daha da guclu kilar. Yakinda tum kitayi dolduracaklar. Bizim insanlarimiz ise med-cezir misali, ama geri dormemek uzere cekiliyorlar. Beyaz adamin tanrisi bizim insanlarimizi sevemez ve korumaz. Bizim insanlarimiz yardima muhtac oksuz ve yetimleri benzerler. Bu sartlar altinda nasil kardes olabilirimiz? Nasil sizin tanriniz bizim tanrimiz olur ve aramizdaki iliskiyi yenileyip gelistirebiliriz?

Eger ortak bir tanrimiz varsa, taraf tutuyor olmali. Biz onu asla gormedik. O, size haklar verdi, fakat kizilderili cocuklari icin hicbir sozu olmadi. Hayir; biz farkli koklerden gelen, farkli kaderlere sahip iki ayri irkiz. Ortak cok az seyimiz var.

Atalarimizin kulleri bizim icin kutsaldir ve onlarin dinlenme yerleri kutsal zeminlerdir. siz, atalarinizin mezalarina gereken onemi vermez ve onlari anmazsiniz. sizin dininiz, tanrinizin demir parmagi ile tas tabletler uzerine yazilmistir. Bu sayede dininizi unutmamaniz saglanir. Bizim dinimiz atalarimizin geleneklerinden, yasli insanlarimiza Buyuk Ruh tarafindan gonderilen ruyalardan olusur ve insanlarimizin kalplerinde yazilidir.

sizin oluleriniz mezara girip yildizlarin otesine uctuktan sonra sizi ve yasadiklari topraklari unuturlar. Bizim olulerimiz onlara hayat veren bu harika dunyayi asla unutmazlar. Onun muhtesem vadilerini, caglayan nehirlerini, gorkemli daglarini, gollerini ve koylarini oldukten sonra da sever ve ozlerler.

Gunduz ve gece bir arada olamaz. Kizilderililer herzaman beyazlardan tipki sabah sislerinin gunesten kactigi gibi kacmislardir. Buna ragmen, teklifiniz uygun gorunuyor. Ve umuyorum ki, halkim bunu kabul edecek. Buyuz Beyaz Sef'in vaadettigi uzere beraber baris icinde yasayacagiz.

onemli olan geri kalan gunlerimizi nerede gecirecegimizdir. Kizilderili'nin gecesi karanligi vaadediyor. ufkunda tek bir umut yildizi bile yoktur. Kotu sesli ruzgarlarin iniltileri uzaklardan geliyor. Kotu kader kizilderilinin pesinde gibi gorunuyor. Kotulugun yaklasan ayak seslerini duydugunda kendisini, tipki yarali bir ceylanin avcinin yaklasan ayak seslerini duydugu zaman yaptigi bi kotu kaderine hazirlayacak.

Ay birkac kez daha dogacak, birkac kis daha gececek ve daha once bu genis topraklara yerlesmis ve mutluluk icinde yasamis olan neslimiz, daha once bizden daha guclu ve daha umut dolu yasamis insanlarimizin mezarlari basinda yas tutacaklar. Ama, niye insanlarimin kaderi icin yas tutayim ki? Tipki deniz dalgalari gibi kabileler kabileleri, uluslar uluslari takip ediyor. Bu doganin duzenidir ve teessuf yersizdir. Yokolusumuz cok uzak olabilir ama kesinlikle birgun gerceklesecek; tanrisinin yanina kadar gelip onunla bir arkadas gibi konusan Beyaz Adam icin bile. Tum bunlardan sonra kardes olabiliriz. Hep birlikte gorecegiz.

Teklifinizi dusunup, karar verdigimizde sizi haberdar edecegiz. onerinizi kabul edecek olursak, bir sartimiz var ki; atalarimizin, arkadaslarimizin ve cocuklarimizin mezarlarini istedigimiz zaman rahatsiz edilmeden ziyaret etme ayricaligina sahip oluruz. Halkimin gozunde bu topraklarin herbir parcasi kutsaldir. Herbir koyun, herbir vadinin, ovalarin ve agaclarin onlar icin iyi veya kotu bir anisi vardir. sahil boyunca uzanan, dilsiz ve olu kayalar bi onlari, hayatlarini birlestirici hatiralar yaratarak heyecanlandirir. su uzerinde durdugunuz top toprak bile onlarin ayaklarina sizinkilerden daha hos gelir, cunku; bu toprak atalarimizin kaniyla zenginlesmistir. Buradan ayrilan cesur delikanlilarimiz, sevgi dolu annelerimiz, sevimli kizlarimiz ve burada cok kisa bir sure yasamis kucuk cocuklarimiz bile buralari, bu los issizligi sevip ozleyecekler. Ve son kizilderili yok olup, kabilemin hatiralari Beyazlar icin bir tarih oldugunda, bu kiyilar kabilemin gorunmez cesediyle kaynasacak. cocuklarinizin cocuklari kendilerini bir dukkanda, bir otoyolda, bos bir yerde yalniz olarak dusundugunde aslinda yalniz olmayacaklar. Dunyanin hicbir yerinde tamamen issiz bir yer yoktur. Geceleri, sehir ve kasabalarinizin caddeleri bosalmis gibi gorunse de, aslinda, bir zamanlar oralarda yasamis ve bu guzel topraklari gercekten seven misafirlerle dolu olacaktir. Beyaz adam asla yalniz kalamayacaktir. Onun, benim insanlarima saygi gostermesini saglayin, cunku; oluler gucsuz degildir. olu mu dedim? olum diye birsey yoktur, sadece dunya degistirilir.

Kızılderililerde Pow Wow Ayini ve Gelenekselleşen Şenlikleri

Kızılderililerde Pow Wow Ayini ve Gelenekselleşen Şenlikleri

Pow Wow, Algonquin kabilesinde rüya gören ya da şaman anlamına gelen bir terimdir. Pow Wow Amerikan ordularıyla savaşmadan önce Kızılderililerin şaman ritüeli olarak toplanmalarını sembolize eder. Amerikan Orduları Sioux Kızılderilini 1890'da Wounded Knee çayının kenarına getirdiler. Ertesi gün, soğuktan donmak üzere olan Big Foot, diğer kızılderililerle birlikte bu dansı yaptı. Hayalet Dansı ve diğer kızılderili danslarında olduğu gibi bu dansta da önemli olan; yaşam döngüsü diye tabir ettikleri çemberi dansederek tamamlamaktır.

Bu bağı kurmak için yapılan dans ve müzik ( O hayal ediyor... Jimson, peyote, teonanacatı, coca alınımı sonrası ruhlar ve ruhlar alemiyle kurulan bağ... )

Doğum, ölüm, evlilik, hastalık, sağlık, ürün ve şükür için; sihir için müzik.Müzik eşittir dua.Kızılderililerin hayatlarının her anında kullandıkları duadır müzik.

Kızılderililer müziği, bizim anlamlandırmalarımızın ötesinde bir amaç değil kutsal bir araç olarak algılamaktadır. Müziğin en etkin kullanımı ruhlarla ilişkiler de aracılık etmesidir.Bu Pow-wow ayinleriyle yapılır.Pow-wow kurultay ve toplantılarıdır. Pow-wow’da transa geçiren maddelerin alımını takiben ruhların kişiye dua-şarkılar öğrettiğine ve bu dua-şarkıların o kişiye bazı güçler verdiğine inanılır.O kişi için o şarkı özeldir ve onu kimseye öğretmez, onun kutsallığını azaltmak istemez. Şamanların güçlerinden geldiğine inanılır.O kutsallığı korumak için o dua-şarkıyı yanlışsız söylemesi gerekir. Yakadah’a, Manitu’ya, Yastasinane’ye ,havaya , suya , ateşe, yaratıcı ruha dua-şarkıyla tapınır.

Şarkılar kişilerin ve kabilelerin malıdır.Kabileden kabileye müzik farklılıklar gösterir.Bu farklılıklar Kuzey ve Güneyi düşünürsek daha da büyür.Kuzeyde müzik dış etkenlere karşı sınırsallığını korumuş, Avrupa müziğinden etkisinde kalmamıştır.Şarkılar yüksek ve sert sesle söylenir, sürekli tekrarlar vardır.Şarkılarla dans arasında yüksek bir bağ vardır. Şarkılar genelde dansı yönlendirir.En yoğun kullanılan enstrümanlar vurmalı çalgılardır.Kare davul, su davulu,seramik davul gibi bir çok çeşit vardır.Davulunda kutsal güçleri olduğuna inanılır.Onların da ruhu olduğuna inanılır.Davuldan sonra önemli bir diğer enstrüman çıngıraktır.Nefesli çalgılar Kuzeyde çok az kullanılırken Güneyde kullanımı daha yoğundur.Güney bölgelerde İspanyol etkisiyle yaylı enstrümanların da kullanıldığı görülür.

Kızılderililerin müziğe yükledikleri anlam bağlamında müzik; dans ve yapılan diğer ritüellerle birlikte bir bütün olarak ele alınıp, bir dua bir ayin olarak nitelendirilmelidir

Pow-wow yerlilerin biraraya gelip tanıştıkları, dostluklarını yeniledikleri şarkıların söylendiği, dansların edildiği bir törendir. Pow Wow adıyla bilinen bu tören Kızılderili dinsel inançlarının en önemli törenlerinden biridir. Ruhların tören alanına indiğine ve dansçılarla birlikte dans ettiğine inanılır. Ama ruhları herkes göremez, yalnızca bazı insanlar görür. Görenler bu bilginin onlara kartalın nefesiyle ulaştığını söylerler. Bir grup davulun ritmik sesiyle birlikte şarkıcılar şarkılar söylerler ve ruhları çağırırlar. İki ayrı Pow-Wow töreni çeşidi vardır.
Bunlardan bir tanesi Yarışma Pow-Wow’udur. Burada dansçı kendi yaş ve kategorisinde diğer dansçılarla yarışır. Aynı zamanda davul çalanlarda kendi aralarında yarışmaktadır. Kazanan dansçı Şampiyon Dansçı ünvanı alır. Kazanan grupta Şampiyon Davul grubu ünvanını alır.

Yarışmalı Pow-Wow’a hazırlık , törenin yapılacağını önceden ilan etmekle başlar. Tören hazırlıkları arasında ziyafetlere hazırlanmak, konuklara, yaşlılara, dansçı ve şarkıcılara verilecek hediyelerin hazırlanması ve törenin yapılabilmesi için gerekli küçük kulübelerin ve alanın düzenlenmesi vardır. Bu alanlardan birincisi tabanı sedir ağacıyla döşenmiş, tavanı söğütlerle örtülmüş, yan duvarları olmayan bir çardaktır. Şarkıların söylendiği yerdir ve ev sahibi kabileye ya da kişilere aittir. Yüzyıllardır bu gelenek nesilden nesile aktarılmıştır. Diğer kulübe kabilenin yaşça büyük olan erkekleri (Yaşlı bilgeler) için hazırlanır. Onlar için dizayn edilmiştir. Tören süresince yaşlıların rahat edebileceği bir yerdir. Yaşlılara hürmet gösterilerek onların uzun ve sıcak yaz günlerinde törenleri gölge bir yerde izlemesi sağlanır. Tüm hazırlıklar bitince herkes susar ve davullar çalmaya başlar. Davul sesini duyanlar törenin başladığını anlarlar.
Pow-Wow yerlilerin en yaygın ve en görkemli törenidir ve
atalarından kalan zengin mirasın yeniden güçlendirilmesidir. Bazılarına göre Pow-wow’un çıkış kaynağı Güney Ova Yerli kabileleri , bazılarına göre de Poncha’lardır. Pow-Wow şarkıcıları bu ritüelin en önemli öğesidir. Onlarsız Pow-wow yapılamaz. Dans yapılamaz. Dansçılar da törenin önemli bir diğer öğesidir. Pow-Wow şarkılarının çeşitli varyasyonları vardır. Bazıları savaşla, dinsel inançlarla ilgilidir, bazıları ise sosyal içeriklidir. Değişik kabilelerin katılmıyla gerçekleşen bu törende her kabilenin şarkıcıları peşpeşe şarkılarını söylerler. Ayrı dillerden ve çok eski dualardan oluşan bu şarkıların bazıları zamanla değişikliğe uğrayarak içindeki kelimeler kaybolmuş ezgiyle birlikte bir tür haykırma, mırıldanma ve benzeri gibi anlamlı sözcük içermeyen sesleri barındıran şarkı biçimine dönüşmüştür. Şu anda söylenmekte olan birçok Pow-Wow şarkısı anlamı olan kelimelere de sahiptir. Yerliler bunları sonraki nesillerine aktararak dilleriyle beraber varlıklarını devam ettirmektedirler.
Tören törenin yapılmasından haftalar önce komite tarafından kararlaştırılır. Tören yöneticisi ve Alan Yöneticisi ayrı ayrı Komite ile görüşerek görevlerini yerine getirirler. Organizasyonun pürüzsüz sürmesi bu ikilinin çalışmasına bağlıdır.
Pow-Wow Büyük Girişte başlar. Büyük Giriş insanların tören alanına girdiği yerdir. Bu yer yerleşim yeri ile tören arasındaki bir geçiş yeridir. Değişik kabilelerin bayrakları, Kartal asası, Pow bayrağı tören alanına. getirilir. Bayrak taşımak onur vericidir. O nedenle bayrak taşıyanlar özenle bu işte yeterli ustalığa sahip olanlardır. Bayrak taşıyan yaşlıların ardından diğer kabilelerin Şefleri , Prensesler , Yaşlılar, ve pow-wow organizasyonundakiler hiyerarşik bir sırayla yürürler. Erkek dansçılar yürümeye başlar, kadın dansçılar onların ardından yürür. Alana gelirler. Bir şarkı biter yenisi başlar. Bu şarkılar kabile bayraklarını ve bayrak taşıyıcılarını onurlandırmak içindir. Bir duadan sonra birkaç dans yapılır. (Round Dans-yuvarlak bir alan etrafında yapılan dans türü. )Bu danslardan sonra her kabilenin kendi şarkı ve şarkıcılarıyla katılımı başlar. Davul vuruşları eşliğinde danslar ve şarkılar sürer gider.
Pow-Wow kızılderili kabilelerini birleştiren bir işlev taşıdığı için beyazlar tarafından en çok engellenmek istenen törenlerden olmuştur.

Kızılderili Astrolojisi

Zodyak Kuşağını eskiden beri tanıyanlar ve gökyüzünün büyülü bilgeliğini yetkin bir şekilde kullananların başında Kızılderililer gelir.
Kızılderililer, Zodyak Kuşağını bir Şifa Çemberi olarak tanımlarlar ve insan özgü her türlü problemin bu çember sayesinde çözülebileceğine inanırlardı.
Bu Büyülü Çemberin rehberliğinden faydalanarak, yaşamlarına yön verirler, önemli tarihlerini belirlerlerdi.
Değişik yaşlarda, değişen enerjilerinin akışını sağlamak ve kendilerini farklı şartlara adapte edebilmek için kendi yaşamlarının doğum-ölüm-yeniden doğum çemberini tanımayı isterlerdi.
Onlara göre, her insanın doğduğu tarih Şifa Çemberine giriş noktasını ve madenler-bitkiler-hayvanlar alemine, yani kısacası dünyadaki yaşama katılımını belirlerdi.

Kızılderili Burçları

22 Aralık – 19 Ocak
YABANKAZI
"Bilge, dingin, yardımsever bir lider!"
Uğurlu taşı: Kuvars
Rengi: Beyaz
• Evrenin tüm enerjisini kullanabilme yeteneği
• Sakin, dingin bir kişilik
• Olayları kavrama yeteneği
• Dikkatli, titiz ebeveyn
• Hata yapmamak için çok çalışma
• Arkadaşlık ve dostluk seçiminde çok dikkatli
• Sindirim sisteminde hassasiyet
• Büyük gelişimlere açık
• Morali bozukken çekingen ve içe kapanık
• Lider olma kabiliyeti
• Alışkanlık ve geleneklerine bağlı
• Ev hayatında düzenli ve özenli
• Arkadaşlarını ve çevresini geliştirmeye eğilimli
• Güçlü intikam duygusuna sahip
• Çok sayıda değişik işi ve görevi yürütebilme yeteneği
• Kusursuzluk tutkusu
• İnsanlar ve doğa ile kolayca uyum sağlama
• Dayanıklılık , bazen katılaşma
• Aydınlık ama ulaşılması zor bir kişilik
• Kusursuz bir bilge

20 Ocak – 18 Şubat
SUSAMURU
Uğurlu taşı: Gümüş
Rengi: Gümüş
"Sevimli, canayakın, iletişimi yüksek bir yardımsever!"
• Arkadaşları tarafından sevilen, sayılan bir kişilik
• Duygularını saklamaya meyilli,
• Karşı koyulması zor,
• İştahlı, yemek yemeyi seven
• İyi bir baba, iyi bir eş,
• Akıllı, Cesur
• Esnek ve yardımsever
• Sosyal yardımlaşma konularına eğilimli,
• Güvenilir bir dost,
• Dalgın ve hayalci,
• Uzak ülkelere gitmeye eğilimli,
• İyi bir dert ortağı,
• Hassas noktası; Sinir sistemi
• Affedici,
• Güçlü bir içgüdü ve altıncı his,
• Tehlikeli durumlarda yanlış kararlar almaya eğilimli,
• Kendilerini başkalarının yerine koyabilme kabiliyeti,
• Aşırı korkusuzluk sonucu tehlikeli işler yapabilme,
• Sürekli yeni planlar yapma,
• İlk adımları atarken kararsız,
• Özgürlüğüne düşkün,
• Herkesle dost!

19 Şubat – 20 Mart
PUMA
Uğurlu Taşı: Firuze
Rengi: Mavi – Yeşil
"Kıvrak ve güzel bir duygu yumağı!"
• Kendi alanlarına ve özeline düşkün,
• Duygusal ama duygularını göstermeyen,
• Zor güvenen ve ihtiyatlı,
• Ruhsal bir avcı,
• Evine düşkün,
• Yalnızlık duygusu güçlü,
• Sezgileri yüksek,
• Kıvrak zekalı,
• Doğru olanı yaptıkları konusunda güvenceye ihtiyaç duyan,
• Sevecen, neşeli bir ebeveyn,
• Hareketli,
• Duyarlı,
• Uysal,
• Akıl almaz bir düşgücü,
• Hassas nokta: Mide – Bağırsak,
• Köşeye sıkıştıklarında kavgacı ve atik,
• Güvendiklerine tüm yüreği ile sevgi gösterme,
• Anlaşılması zor, gizemli,
• Güçlü sezgiler,
• Duyguları baskı altında tutma eğilimi,
• Atik bir ruhsal koşucu,
• Başkalarının göremediğini gören,
• Romantik.


21 Mart – 19 Nisan
ALADOĞAN
Uğurlu Taşı: Opalin
Rengi: Sarı
" Görkemli ve büyüleyici bir iyilik sembolü!"
• Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji,
• Daldan dala atlayan,
• Hızlı gelişme, değişme kapasitesi,
• Düşünce ve duygularında çok açık
• Açıksözlü ama bazen patavatsız,
• Yalana ve yalancılığa tahammülü olmayan,
• Korkusuz,
• İleri görüşlü,
• Kızgın olduklarında saldırgan ve çok tehlikeli,
• Bağımsız,
• Kolayca dikkati dağılan,
• Enerjilerini yönlendirmeye başaranlar için iyi bir yönetici,
• Sağlam bünyeli,
• Hassas Nokta; Baş bölgesi, sık baş ağrısı,
• Herkesle anlaşan,
• Doyumsuz bir güç ve enerji isteği,
• Yeryüzü işlerine aşırı eğilim,
• Dost ve adil bir ebeveyn,
• Çoşkulu,
• Heyecanlı,
• Arkadaş yanlısı, geniş bir çevre,
• İletişim gücü yüksek,
• Pırıltılı,
• Etkileyici,
• Hayır demesi zor!


20 Nisan – 20 Mayıs
KUNDUZ
Uğurlu taşı: Krisokol
Rengi: Mavi
"Herkese yaşam gücü ve tadı veren denge merkezleri!"
• Dengeli, ağırbaşlı,
• Değişimi sevmeyen,
• Planlı,
• Eşyalarına düşkün,
• Bir işi yaptığı zaman hem güzel hem yararlı olmasına çalışan,
• Fiziksel lark çok güçlü,
• Sürekli barışı arayan ve barış ortamlarını tercih eden,
• Toprağa, köke bağlı önem veren,
• El becerileri yüksek,
• Her türlü fiziksel ortama uyum sağlayan,
• Kendi rahatı ve huzuru için çevreyi düzenleyen,
• Tek boyutlu düşünceye kolayca kayabilen,
• Sessiz, sakin,
• Güven duymadıkları zaman geride kalıp dinleyen,
• Sinirlenince yıkıcı,
• Suyla ilgilenmekten hoşlanan,
• İşleri sürtüşmesiz, uyumlu hale getirmeyi başaran,
• Maddi alanda güvenceyi seven,
• Evliliği ciddiye alan ve eşine sadık olan,
• Tutarlı ve dengeli ilişkileri tercih eden,
• İç huzura önem veren,
• Kararlı ve dirençli ama bir o kadar da tehlikeli!

21 Mayıs – 20 Haziran
GEYİK
Uğurlu taşı: Akik
Rengi: Beyaz – Yeşil
"Çekici, hareketli, duyarlı bir şifacı!"
• Hareketi seven,
• Aynı anda birkaç işi yapabilen,
• Durmadan bir düşünceden ötekisine geçen,
• Çok uyank vezeki,
• Koruma içgüdüsü fazlası ile gelişmiş,
• Güzel olan her şeyi seven,
• İlişkilerinde fiziksel görünüme önem veren,
• Sanatçı kişilikli,
• Yeni buluşlara meraklı,
• Yeni tatlar, yeni yerler görmeyi seven, maceracı,
• Gülmeyi seven bir kahkaha makinesi,
• Monogamist ilişkilere yatkın olmayan,
• Sevgi dolu bir ana-baba,
• En küçük işte bile güzellik yaratabilen,
• Hassas nokta: Damar tıkanıklıkları,
• Kalıcı ilişkileri olması gereken,
• Sevinmeyi ve sevinç duygusunu çok önemseyen,
• Yaratıcı,
• Konuşkan,
• Dünyanın tüm güzelliklerini görebilen,
• Duyarlı,
• Keyif almayı bilen,
• Maceracı!


21 Haziran – 22 Temmuz.
AĞAÇKAKAN
Uğurlu Taşı: Kırmızı Akik
Rengi: Pembe
"Aile ortamlarının ve sevginin vazgeçilmez merkezi!"
• Gizemli yetenekleri olan,
• Dengeli ortam ve dengeli durumları tercih eden,
• Olayların iç yüzünü kolayca kavrayan,
• Muhakkak sevdikleri bir eşe ihtiyaç duyan,
• Düzenli, iyi ilişkiler kuran,
• Çok hırslı,
• Anaç, evcimen,
• Sevmeyi ve sevilmeyi çok önemseyen,
• Yardımsever,
• Dinsel ve mistik eğilimleri olan,
• Uzak çevreye kadar herkesle ilişki içerisinde olan,
• Uyumlu,
• Güven duygusuna önem veren,
• Çabuk korkan,
• Milliyetçilik duyguları güçlü olan,
• Maddi güvence olmayınca mutsuz olan,
• Hassas Nokta; İç hastalıkları,
• Yaşamda her zaman ruhsal bir amaç arayan,
• Huzursuz olunca hastalanma eğilimine sahip,
• Sağlam ve güvenilir bir dost!

23 Temmuz – 22 Ağustos
MERSİNBALIĞI
Uğurlu Taşı: Gröna Demir
Rengi: Kırmızı
"Gösterişli, bağımsız, sevilen, keskin görüşlü bir fırtına!"
• Soylu, görkemli düşünmeyi seven,
• Dost ama alaycı,
• Gerçek duygularını saklayan,
• Hassas nokta; Soğuk algınlığı, boğaz ağrısı, hazımsızlık,
• Başkalarının kendilerine verdiği acıyı unutmayan,
• Başkalarına duygusal çözümler sağlamayı seven,
• Liderlik duyguları çok güçlü,
• Egemenlik kurmayı seven,
• Bazen kibirli,
• Çok zeki, uyanık ve hareketli,
• Çocuklarına karşı korumacı,
• Tükenmez bir güç kaynağı ve ruhsal derinlik,
• Çok sağlam bir korunma zırhı,
• Okumaya meraklı,
• Haksever, iyi niyetli bir yönetici,
• Hırçın davranışların altında yumuşak ve kırılgan bir yürek,
• Acılarını, dertlerini asla göstermeyen,
• Psikolojik ve fiziksel sıkıntıları kolayca çözümleyebilme yeteneği,
• Başka insanların üzerinde güçlü etkiler yaratan,
• Beklenmedik, hesapsız öfke patlamaları olan,
• İyi yürekli, duyarlı kişiler!

23 Ağustos – 22 Eylül
BOZAYI
Uğurlu Taşı: Ametist
Rengi: Erguvan
"Çözümlemeci ve mantıklı düşünme yeteneği olan bir organizatör!"
• Mantıklı,
• Adalet duygusu güçlüolan,
• Yalana karşı hassas ve hemen hisseden,
• Öfkesini soğukkanlı ve hesaplı bir şekilde gösteren,
• Konuşmayı seven,
• Aynı zamanda uzun süre suskun kalabilen,
• Korkutucu bir düşman,
• Somut aleme ve lükse meraklı,
• Akıllarına koydukları zor, kolay her şeyi yapabilen,
• Sorumluluk duygusu çok güçlü,
• Sinirli ama sevecen bir ana-baba,
• Temiz, titiz,
• Disiplinli ve düzenli,
• Uyumlu ama çekingen,
• Aldatılmaya tahammülü olmayan,
• Sorunları kolayca çözebilen,
• Zayıf olan herşeyi küçümseyen,
• Ruhsal gelişim konusunda desteğe ihtiyaç duyan,
• Yemeğe düşkün ama rejimi de seven,
• Hekimlik, yönetim ve savunma konularına meyilli,
• Hassas Nokta; Mide, bağırsak ve kalp,
• Tasarıları ve düşüncelerinin bozulmasına asla izin vermeyen,
• Dürüst ve etkin bir kişiklik!

23 Eylül – 23 Ekim
KARGA
Uğurlu Taşı: Jasper
Rengi: Kahverengi
"Özveri, nezaket ve kararlılığın mükemmel bir bileşimi!"
• Yardımsever,
• Doğa ile ilişkide olmayı seven,
• Ani, beklenmedik manevralar yapabilen,
• İç dengeleri bozulmazsa uzun süre çalışabilen,
• Ruhsal alanda çok rahat olan,
• Hayattan zevk almayı bilen,
• Küçük şeylerden mutlu olan,
• Her şeyin iyi ve kötü yanını kolayca görebilen,
• Çelişkili,
• Her türlü düşünce ve akımı izleyip öğrenmek isteyen,
• Sevdiklerine karşı aşırı korumacı hatta yıkıcı,
• Kendilerini bulmak için zamana ihtiyaç duyan,
• Hayvanlara düşkün,
• Evine özenen, zevkli, dekorasyona meraklı,
• Güzel şeyleri seven,
• Estetiğe düşkün,
• Kendilerini bulmakta bazen zorluk çeken,
• Çok sevimli,
• Çok fedakar bir ebeveyn,
• Kucaklanmayı ve öpücüğü seven,
• Güven vermeyi ve güven kazanmayı seven ve kolayca öğrenen,
• Hayatı dolaysız ve yoğun yaşayan,
• Güzel ve yakışıklı insanlardır!

24 Ekim – 21 Kasım
YILAN
Uğurlu taşı: Bakır – Malahit
Rengi: Turuncu
"Ruhsal güçleri çok yüksek duyarlı insanlar!"
• Ruhsal seslere karşı duyarlı
• Uğraştıkları işte başarılı,
• Kendi söylediklerini benimseten,
• İlişki kurdukları şeyleri dönüştürme yeteneği,
• Tükenmez bir enerji,
• İyileştirici güçlere sahip,
• Hassas Nokta: Karın ağrısı,
• Çevrelerine yardımcı olma yeteneği,
• Bazen dar kafalı,
• Karar verme aşamasında yardım almayı sevmeyen,
• Aydın bir kişiliğe sahip,
• Çatal dilli,
• Soğukkanlı,
• Çok gizemli,
• Ketum,
• Kusursuz ,
• Etrafa kolayca uyum sağlayan,
• Çocuklarına yetki vermeyi seven,
• Kendi özlerini değiştirebilme gücü,
• Saklı işler çevirmeyi seven,
• Çok çekici,
• Dokunma ve titreşimlere olağanüstü duyarlı,
• Farklı bir kişilik!

22 Kasım – 21 Aralık
WAPİTİ
Uğurlu Taşı: Obsidiyen
Rengi: Siyah
"Yeniden doğan veya yeniden doğurabilecek bir güç simgesi!"
• Parlak, saydam yapılı bir kişilik,
• Sık sık ikilem yaşayan,
• Yaşamları boyunca bıçak sırtında yürüyen,
• Dış etkilerden gerçek özleri çıkarmayı çok iyi beceren,
• Yumuşak ama güçlü bir yapıya sahip,
• Çevrelerine karşı antiseptik bir etkiye sahip olan,
• Çok güçlü bir adalet duygusuna sahip,
• Güçlü içgüdüleri olan,
• Ruhsal düğümleri kolayca çözebilen,
• Yükseklere tırmanmayı başarabilen,
• Sağlam içgüdüleri olan,
• Yakın ilişki kurmaktan çekinen,
• Sıcak kalpli, sevgi dolu olabilen,
• Fikirlerinden asla caymayan, kendi bildiğini okuyan,
• Bazen aşırı cesur,
• Erkenden olgunlaşan,
• Çabuk öğrenen,
• Öfke nöbetleri geçirebilen,
• Kazandıkları bilgileri herkesle paylaşan,
• Gururlu,
• Saygı ve sevgi uyandıran, neşeli Wapiti'ler!

Kuzey Amerika Kızılderilileri

Kuzey Amerika Kızılderilileri, birbirlerinden oldukça farklı yaşam biçimlerine sahipti. Bilim adamları, Kuzey Amerika kıtasını tam sekiz kültür bölgesine ayırıyorlar. Bu bölgeler, birbirlerine hem kültürel, hem de coğrafi olarak yakın kabilelerden oluşuyor. Bölgeler ve bazı kabile isimleri şöyle:

Güneydoğu: Cherokee, Chickasaw, Catawba, Caddo, Choctaw, Creek, Natchez
Güneybatı: Navajo, Hopi, Mohave, Apache, Zuni, Pima, Yuma

Batı: Nez Perce, Klamath, Yurok, Pomo, Modoc, Shoshone, Miwok, Paiute, Ute, Chumash, Gabrielino

Kuzeydoğu: Ojibwa (Chippewa), Algonquin, Micmac, Abenaki, Huron, Massachusett, Pequot, Mohawk, Oneida, Onondaga, Cayuga, Seneca, Tuscarora, Delaware, Shawnee, Sac, Fox

Kuzeybatı: Tlingit, Haida, Tsimshian, Bella Bella, Bella Coola, Kwakiutl, Nootka, Makah, Chinook

Ovalar: Blackfoot, Gros Ventre, Hidatsa, Mandan, Crow, Sioux, Cheyenne, Pawnee, Oto, Arapaho, Kiowa, Comanche, Wichita

Kutupaltı: Cree, Naskapi, Montagnais, Beaver, Slave, Koyukon, Kutchin, Yellowknife, Chipewyan

Kutup: Inuit (Sibirya, Alaska, Kutup, Grönland, Copper, Southampton, Labrador), Aleut

Bu kadar çok sayıda kültür grubunun olması şaşırtıcı gelebilir çünkü Kızılderililer hakkında bilinenler, genelde yalnızca Ova Kızılderilileri özellikleridir. Tüyler, çadırlar, savaş başlıkları ve savaş baltaları.... Bunların hepsi de hemen herkesin izlediği kovboy filmlerinin, okuduğu Teksas Tommiks'lerin vazgeçilmez parçasıdır. Oysa yalnızca Kızılderili evlerine bakmak bile gruplar arasındaki farklılıkları açıkça ortaya koyar.

Kızılderili gruplarının beyazlarla karşılaştıkları tarihler de çok farklı. Beyazların Amerika kıtasına yayılmaları uzun zaman aldı. Kolomb Kuzey Amerika'yı hiç görmedi. Kutup bölgesinde yaşayan Inuitler ilk beyaz adamla 1818 yılında, Kolomb'un Amerika'ya ayak basmasından neredeyse üç yüz yıl sonra karşılastılar. Ama hepsinin de ortak bir tarihi oldu. Beyaz adamla birlikte hastalıklar geldi. Daha önce hiç tanımadıkları suçiçeği, sıtma, kızamık, ve hatta grip gibi hastalıklara bağışıklıkları olmayan Kızılderililer hızla ölmeye başladı. Ölmeyenler, ya topraklarını almak isteyen beyazlara teslim olmak zorunda kaldılar, ya da savaşmak. Büyük bir direniş göstermeden teslim olanlar arasında, suskunluğa bürünüp değişik bir direniş gösterenler de oldu. Amerika'nın güneybatısında yaşayan Kızılderililer, beyazların gelişini ve bu yeni ırkın Kızılderililerin dinlerini, kültürlerini yok etmeye çalışacağını çok önceden rüyalarında görmüşlerdi. İşte bu nedenle beyazlarla karşılaşınca suskunluğa büründüler, törenlerini, dinlerini gizli tuttular. Bugün onlar, kültürlerinin çok büyük bir bölümünü korumayı başarmış olan Kızılderililer içinde belki de ilk sırayı alıyorlar. Köylerindeki bazı bölgelere beyazların girmesi, ya da bazı törenleri izlemesi hala yasak.

Oturan Boğa (Tatanka İyotanka)

OTURAN BOĞA (TATAKANKA IYOTANKA)
LAKOTA(SİOUX)
(1831 - 1890)

1831'de o zaman ki Grand River, bugünkü Güney Dakota'da doğan OTURAN BOĞA'ya kabilesi, anlamı baskıya boyun eğmeyen, baskılara karşı oturarak ayak direyen boğa demek olan  TATAKANKA IYOTANKA (OTURAN BOĞA) adını verdi. Kendindeki liderliği 10 yaşında ilk bufalosunu avladığında ve ilk kez bir düşmana sezdirmeden yaklaşabildiğinde farkına vardı. 14 yaşında ilk savaşına gitti, ilk kez askerlerle 14 yaşında karşı karşıya geldi. 1863'de Hunkpapa av bölgesini tehdit etmeye başladıkları ana kadar beyaz yerleşimcilere müdahale etmedi. Lakota kabilesine 1868 de şef oldu. Strong Heart derneğinin lideri oldu, sonra da Silent
Eaters'ların seçkin ve önemli bir üyesi oldu. Bu grup kızılderililerin
refahı için çalışıyordu.

Beyazlarla savaş Ft. Larami anlaşmasıyla 1868 de bitti ama Black
Hills'de ( Bu bölge kızılderililer için kutsaldı) altının keşfi bölgede
yine gerilimin artmasına sebep oldu. 1872 yılında demiryolu işinde
çalışan beyazları koruyan askerlerle önemli çatışmalara girdiler.
1876 yılının Mart ayında Rosebud Creek'de yapılan Lakota,
Cheyenne ve Arapaholar'ın katıldığı Güneş Dansı töreninde
OTURAN BOĞA gelecekten haberler aldı. (O aynı zamanda bir
ŞAMAN - ŞİFACI'ydı ve bu özelliğini daha sonra da birçok savaşta
kullandı.) Beyaz askerlerin gökyüzünden gelen çekirgeler gibi
Lakota kampına üşüştüklerini gördü. Birkaç hafta sonra General
George Armstrong Custer ve 7. süvari alayı yerlilerin kampına
saldırdılar. Federal hükümet bu saldırıyla barışı açıkça tehdit
etmişti. Ve orada birçok kızılderiliyle neredeyse tüm beyaz askerler
öldü. 4 yıl sonra, buffaloların neslinin tükenmesi nedeniyle halkının
yiyecek bulamaması OTURAN BOĞA'yı teslim olmaya zorladı.
1881'in çok sert ve insafsız bir kışında OTURAN BOĞA ve hala
onun yanında olan bir grup kızılderili federal askerlere teslim olmak
zorunda kaldılar. 19 Temmuz 1881'de o ve küçük oğlu elinde
tüfeğiyle federal hükümetin ofisine gelerek teslim oldular.
OTURAN BOĞA dost olmak istediklerini göstermek istemişti ve "
kabilemin hatırlayacağı son esir ben olmak istiyorum"dedi.

OTURAN BOĞA Güney Dakota'da Standing Rock'da kızılderililer
için yapılmış kampta esir tutuldu. 1885'lerde kızılderililer beyazların
seçtiği şeflerle yönetilir oldular. 1885'de OTURAN BOĞA'ya
Buffalo Bill'in Vahşi Batı Gösterisi'ne katılması için rezervasyondan
ayrılma izni verildi, haftada 50 dolar karşılığında ata binerek gösteri
yapacak ve böylece halkına yardım edebilecekti ancak buna sadece
4 ay dayanabildi ve sonra ayrıldı. Standing Rock'a dönünce Grand
River'da doğduğu yere yakın bir yerde küçük bir kulübede yaşadı.
Rezervasyon kurallarına uymayı reddetti. İki eşi ile birlikte
yaşıyordu, hristiyanlığı kabul etmemişti ama buna rağmen
Lakota'ların yeni nesil çocuklarının okuma ve yazma bilmesi
gerektiğini düşündüğünden çocuklarını yakındaki bir Hristiyan
okuluna gönderiyordu. Dönüşünden kısa bir süre sonra OTURAN
BOĞA mistik güçleri aracılığıyla Custer'ın uğrayacağı bozgunu yani
geleceği yeniden gördü. Bu defa yanındaki tepenin üzerine inmiş bir
tarla kuşu ona sesleniyordu. (Seni, kendi halkından olan
Lakotalılardan biri öldürecek). 5 yıl kadar bir süre sonra bu kehanette doğru çıktı.

1890 sonbaharında OTURAN BOĞA'ya Hayalet dansı ile ilgili haberler geldi. Hayalet Dansı törenleri Beyazlar'ın kızılderili topraklarını terketmeleri ve kızılderililerin eski yaşamlarına yeniden kavuşmaları isteğinin ifadesiydi. Lakotalar bu törenlere Pine Ridge ve Rosebud Reservasyonlarında da katılmıştı. Federal hükümet için çalışan ajanlar, yasaklanmış bu töreni hükümete haber verdiler. Standing Rock kayalıklarında yapılan bu törene OTURAN BOĞA hala çok sayılan ve sevilen mistik güçlere sahip bir lider olarak katıldı. Kicking Bear isimli bir Miniconjou Lakotalı OTURAN BOĞA'ya Federal hükümete bağlı askerlerin gelip onu tutuklayacağı haberini verdi. Hükümet ise oraya 43 Lakota polisini yollamıştı. 1890 Aralığının 15'inde günün ilk ışıkları doğmadan OTURAN BOĞA'nın kulübesini top ateşine tutular. OTURAN BOĞA tarafında olan kızılderililer onu korumaya çalıştılar. Ama peşinden gelen Lakota polislerinden biri OTURAN BOĞA'yı kafasından vurdu. Kehanet gerçekleşmiş OTURAN BOĞA halkından biri tarafından öldürülmüştü. Tanrıların üstün güçlerle donattığı bir bilge yaşamıyordu artık... Aynı çatışmada birçok kızılderili ve OTURAN BOĞA'nın genç oğlu KARGA AYAK da vuruldu, ardından tüm kabile dağıtıldı.

OTURAN BOĞA, North Dakota Fort Yates 'te defnedildiğinde ardında umutsuz bir halk ve onu simgeleyen sözleri kalmıştı. "Eğer Büyük Ruh benim beyaz adam olmamı isteseydi, beni öyle yaratırdı. Ben onun izniyle yaşadım ve bir şef olarak burdayım. Biliyorum Büyük Ruh (Lakota'ların Büyük Ruh'unun adı WAKAN TANKA'dır.) tepeden bakıyor, beni görüyor ve ne söylediğimi duyuyor. Sizin kalbinizde kesin istekler ve planlar var, oysa benim kalbimde başka arzular vardır. Kartallar kartaldır, karga gibi olamaz. Dünya güneşi kucakladı ve biz bu sevginin sonuçlarını görüyoruz, şimdi biz yoksuluz ama özgürüz. Adımlarımızı beyaz adam kontrol edemez ve eğer bizler öleceksek, doğrularımızla öleceğiz. Bana hırsız diyorlar, oysa topraklarımızı ve zenginliklerimizi hangi beyaz adam çalmadım diyebilir? Kim bana aç gelip de tok dönmedi? Ben hangi yasayı çiğnedim? Hangi beyaz kadın benim tarafımdan esir alındı ya da hakarete uğradı? Kim benim eşimi ya da çocuklarımı dövdüğümü gördü? Kendime ait olanları seviyor olmam yanlış mı? Babamın yaşadığı yerde Sioux olarak doğdum, benim halkım ve topraklarım uğruna ölebileceğim için mi bana vahşi diyorlar..."

Naaşı 1953'te South Dakota Mobridge'ye nakledilen OTURAN BOĞA'nın mezarında nişan olarak granit bir mızrak vardır. O Lakotalılar arasında yalnızca parlak fikirleri olan ve korkusuz bir savaşçı olarak değil aynı zamanda çok iyi bir baba, yetenekli bir şarkıcı, cana yakın ve arkadaş canlısı bir insan, derin bir din bilgisine (Şamanizm) sahip ruhani lider ve kutsal güçlere sahip bir şef olarak hatırlanmaktadır.

OTURAN BOĞA (HUNKPAPA SİOUX)
"Buralarda beyaz adam istemiyotuz.Kara tepeler benımdir."Gençliğinden itibaren beyazların yerli halklar üzerindeki baskısını izleyen Oturan Boğa savaşçı ve lider olarak büyük bir ün yapmıştı.
Beyazlarla anlaşma yapmaya bire bir karşı çıktı.1876'daki Little Bighorn Savaşı'nın önderlerinden biriydi.Savaştan sonra halkıyla birlikte Kanadaya göçetti ancak buradaki koşulların zorluğu ve ABD hükümetinin baskısı sonucunda dönüp rezervasyona yerleşmek zorunda kaldı.Oturan Boğa rezervasyon yaşamı sırasında da halkı arasında büyük bir otoriteye ve saygınlığa sahipti.Bir dönem Buffalo Bill'in Vahşi Batı Gösterisi'ne katılarak ABD ' yi dolaştı ve Kızılderililere yapılan haksızlıklara dikkat çekmeye çalıştı.
Kızılderililer arasındakı otoritesi kırılmadığı için 1890 yılında Hayalet Dansı bahanesiyle rezervasyon polislerince öldürüldü...

Kutsal Ruh'a Şarkı

Kutsal Ruh'a Şarkı

Kutsal ruh ,rüyamda buffalonun simsegini isittim,Batidan toz bulutu halinde dogan kutsal bulutu gordum ve günesi orttu.Buffalo'nun adimi söyledigini duydum-Beyaz Ayi benimle dans etmeye geldi.Dans ettik O'nun kizgin gozlerine baktim ve bos bir comlegin icerisinde insanlarimizi gordum.Bugun yine birkez daha buffallo ile karsilastim ölum dansinda.benim gögsumu 100 bufallo gücünde yapmani ve bana adini veren Kutsal Ayi'nin cesareti kadar bana cesaret vermeni istiyorum. Kutsa bu mizragi sihirinle.Kutsal Buffallo'nun kalbini bul ve onu uzun bir yolculuktan dönmüs gibi sevgiyle karsila.


Beyaz Ayin'nin sarkisi Kutsal Ruh'un kulaginda agaclarin arasindan gecen bir ok gibi yükseliyor . Yakinda eski yasam dansi ve olüm varlik haline gelecek bozkirda.Yerli cesaretinin savas cigliklari ile ve saldirgan buffalo'nun bögürmesi ile yankilanacak ovalar.Fakat simdi barisin orta yerinde bu kutsal topraklarda Sioux savasçilarinin kollari ve sesleri yükseliyor cennete dogru ve hissedebiliyoruz ruhlarin aydinlanmasini ve dualarin cevaplandirildigini.


White Bear (Beyaz Ayi.)
sioux

Kızılderililerde Müzik

Kızılderililerde Müzik
DAVUL: Amerikan yerlileri için davul hayati önem taşımaktadır. Davulun hayattaki bütün güçleri temsil ettiği düşünülür. Davulların ritmi, toprak ananın nabzının ve Kızılderili yüreklerinin simgesidir. Onların mistik güç taşıdığına inanılır ve kutsal oldukları kabul edilir. Davula insan muamelesi yapılır, onun ruhu olduğuna inanılır ve ruhunu tatmin etmek için davulun onuruna yiyecek ve içecek bırakılır. Yerliler davulun tonunu ayarlamak için tahtadan yapılmış su davulunun üzerine küçük bir delik açarlar, böylelikle ton ayarı için buradan su eklenebilir veya çekilebilir. Suyun çok az miktarı tınlama ve çınlama görevi yapar, fazlası ise tonu bozabilir. Davulların üst kısmı kurudukça ton yükselir. En çok kullanılan davul türü ise el davuludur ve isteyen kişi bu tip davula sahip olabilir. Büyük davullara nazaran bunlara sahip olmak için sıkı kurallar yoktur.

ÇINGIRAK: "Rattles" adını taşıyan çıngıraklarda en az davul kadar değerlidir. Sihirbaz hekim tarafından kötü ruhları kovmak için kullanılmaktadır. Bazı çıngıraklar bir at kadar değerlidir ve bir at fiyatına satılırlar. Çıngırakların içine kum ya da mısır tanecikleri, minik taşlar ya da tohumlar konur. Bacak çıngırakları genellikle "stomp" danslarında kadın dansçılar tarafından giyilerek kullanılır. Diz etrafına takılan küçük kaplumbağa kabuklarından yapılmış bu çıngıraklar, dansçının hareketleriyle ses çıkartır.
 
"Bull Roarers" boğa kükremelerine benzetilen, bir kordona iliştirilmiş, kenarları tırtıklı, ince ve düz tahta parçalarıdır. Başın üzerinde döndürülerek rüzgarda çalınan bir enstrümandır. Hopi Kızılderilileri, "bull roarer" sesini gök gürültüsüne benzettikleri için yağmur duasında kullanırlardı. Ayrıca mistik amaçlı törenlerde ruhların çıkardığı ses olarak da bilinirdi. Günümüzde halen az yağmur yağan bölgelerde kullanılır. Üzerinde şimşek resimleri görülür. Bazı kabilelerde ise artık çocuk oyuncağı olarak karşımıza çıkabilir. 

FLÜT: Tüm yerli törenlerinde flütlerin ve düdüklerin sesi duyulur. Özellikle Dakota bölgesinde yaşayanlar mükemmel flüt çalmaları ile tanınırlar. En ilginç düdük sesi ise "si yotanka" olarak adlandırılan ve Çim dansında kullanılan düdüktür. Bunun sesi tıpkı bir boğa gibidir. Atwater, Kızılderili flütlerinin dünyada en melankolik müziği ürettiği savunur. R. Carlos Nakai adlı flüt üstadı, bu tanıma verilebilecek en güzel örneklerdendir. Flüt çalan her yerli, kendi elinin boyutuna göre kendi flütünü yapar. Dolayısıyla aynı sesi çıkaran, tıpatıp birbirine benzeyen iki tane flüt bulmak mümkün değildir. Flütlerin üzerindeki parmak deliklerinin sayısı 5-7 arasında değişmesine rağmen, tamamen kişisel seçime bağlıdır. Ayrıca müzelerde sergilenen eski flüt örneklerine baktığımızda taştan yapılma oyma flütlere ya da insan kolundan yapılmış flüt çeşitlerine rastlayabiliriz. Tüm bu müzik aletleri tıpkı Kızılderililer gibi kendine has bir kültürün yansımasıdır.